2 Ocak 2012 Pazartesi

Aile, uğrunda savaşmaya değer


“Dünya babalarla doluydu – o yüzden mutsuzlukla doluydu; dünya annelerle doluydu –yani sadizmden namusa kadar uzanan bin bir türlü sapıklıkla doluydu; erkek ve kız kardeşlerle, amcalarla ve halalarla doluydu –yani delilik ve intiharla doluydu.”                                                                                          Cesur Yeni Dünya – Aldous Huxley   
                                                                                               
Her zaman en zoru aile meselesidir. En muhtaç olduğunuz, bu nedenle de sizi hayal kırıklığına uğratmama ihtimali en düşük olandır. Mutlaka bir eksiklik vardır. Bir şey mutlaka onların suçudur.  Annen ya fazlasıyla fedakarlık yapıyordur senin için ya da yapması gerekeni bir türlü yapmıyordur. Kendini ailesi için tüketmesini izlemek de üzer, baştan beri seni fedakarlık yapmaya değer görmemesi de. Anneni tutkuları olan sıradan bir kadın olarak görmek ise asla işine gelmez.
Warrior 2011 yapımı. Muhteşem bir finali var.
Baban ya içer ya ilgisizdir ya despottur ya da anneni ağlatır. Hiçbir şey yapmasa bile insandır. İnsan olduğunu, hata yapabileceğini, zayıf olabileceğini görmek incitir büyürken. Muhteşem bile olsa bir gün ölüp giderek senin kalbini kırmanın bir yolunu bulur.
Aile meselesi hiç bitmez. Yaraladığı zaman en çok aile yaralar. Yerine koymaya çalıştığınız her şey, bir an gelir eğretiliğini hissettirir. Ve hiç kimse tarafından sevildiğini hissetmek bu kadar önemli değildir. Bu sadece size olmuyor. İnsan böyle bir şey. Aile böyle bir şey.
Bu filmi izleyin. Ailesine şiddet uygulayan alkolik bir baba ve hastalıktan ölmüş annenin acısını taşıyan iki erkek kardeşin hikayesi bana girişteki alıntıyı hatırlattı. Hayatınızdaki herhangi birinin yerine başkasını koyabilirsiniz. Ancak aile öyle değildir. Onlara kızıp bütün öfkenizi kusup arkanızı döndüğünüzde bile bir türlü rahatlayamazsınız çünkü onların canını acıtan her şey sizinkini de acıtır. Sevgi, bağlılık, sorumluluk, merhamet, öfke, acıma ve pişmanlık. Vıcık vıcık yoğun duygular içinde debelenip durursunuz.
Tom Hardy ve Joel Edgerton 
“Savaşçı” ismi ve filmin afişiyle güzel bir aksiyon ve spor filmi olarak görülebilir. Ancak anlattığı harika hikaye ve yüzeysel olmaktan uzak karakterleriyle drama tarafı ağır basıyor. Nick Nolte’a dikkat edin, muhteşem bir oyunculuk çıkarmış ve arabesk bir tabirle benim de ciğerimi söküp çıkardı. Tom Hardy’yi birkaç güzel filmden tanıyor ve “The Dark Knight Rises” daki rolünü de merakla bekliyordum. Ancak büyük kardeşi oynayan Joel Edgerton’u bu filmde farkettim; "yavru köpek" bakışlarının rolüne çok katkısı olduğunu göreceksiniz.
Nick Nolte
İçinden “dövüş turnuvası” geçen bir çok filmde bir iyi adam vardır ve bir de karşılaşacağı kötü adam. Kötü olmasa bile yenilmesi zor insan azmanı bir rakiptir kendisi. Turnuva boyunca iyi adamı takip eder ve finale yükselişini izlersiniz. Bu filmde ise iki kardeşi birden takip ediyorsunuz. Aşağıda sakal yukarıda bıyık filmi izerken belki sizin de aklınıza takılır “Warrior (Savaşçı) derken hangisini kastediyor?” diye.
Not: Yönetmen Gavin O’Conner, filmde turnuvayı düzenleyen milyardel JJ Riley rolünde görülüyor. Daha önce “Pride and Glory” filminde de birbirinden farklı iki erkek kardeşin mücadelesini anlatmıştı. Her iki filmde de yapımcı-yazar olan ikiz erkek kardeşi Greg O’Conner ile birlikte çalışmış.

2 yorum:

  1. Million Dollar Baby,Cinderella Man ve The Fighter ile birlikte izlediğim draması en güçlü, sahneleriyle gözleri yaşartan en filmdi diyebilirim Warrior.. Her ne kadar aile içi sorunlarıyla the Fighter a benzetsem de Warrior farklı duygular uyandırdı bende.. Dediğiniz gibi bu filmde 2 iyi kahraman var ve bunların başarı mücadelesini konu edinmiş.. Oyuncluklara ise şapka çıkartmak gerekir, ilk defa tanık olduğum Joel Edgerton ın etkileyici performansı ve yeni kuşağın gözde oyuncularından Tom Hardy nin yarattığı içe-kapanık ve ilgi çekici dünyası filmi tam başyapıt yapmasında büyük bir rol oynamış.. son olarak da filme farklı bi hava katan soundtracklarını çok başarılı olduğunu söyleyebilirim.. Filmin içeriğindeki aile dramnı ise Elif Şafak'ın İskender adlı romanından birkaç cümle ile özetlemek isterim : Şu hayatta insan en çok sevdiklerini acıtır.
    En derin yaralar ailede açılır, kabuk tutsa bile kanar hikâye, içten içe...
    yazınız gayet güzeldi, teşekkürler..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de içerikli yorumunuz için teşekkür ederim.

      Sil

Çevir/Translate

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...