13 Aralık 2011 Salı

Ateşli bir gece Rabbit Hole

Nicole Kidman ve Aaron Eckhart
çok sevdiğim oyuncular.
 Nicole Kidman ne kadar güzel bir kadın!
Ve bu tür rollerde harikalar yaratıyor. 
Çok hastayım. Hani grip gelir de bir gece sizi çok sarsar ya, bütün kemikleriniz ağrır, başınız çatlayacakmış gibi olur ve bir türlü nefes alamazsınız. İşte o gecedeyim. Üzerimde hastalık mızmızlığı ve duygusallığı var. Ateşim çıkıp, vücudum zayıf düşünce hemen kendime acımaya ve etraftan şevkat beklemeye başlıyorum.
Bu gece tüm bunların üzerine evde yalnızdım ve oturup (komedi fimi seçeneğim de vardı üstelik) "Robbit Hole"u izledim. Eğer bir yerlerde, çok acı olmasına rağmen sonunda umut veren bir hikaye olduğunu okumasaydım, oturup izlemeye hiç niyetlenmeyeceğim bir konusu var. Dört yaşındaki oğullarını kaybeden çiftin olaydan 8 ay sonra yaşadıklarını anlatıyor. Filmlerin başarısını döktüğü gözyaşlarıyla ölçenlerden değilim. Zaten mümkün de değil çünkü gerçekten çok sulugözüm. Geçersiz kriter. Sistem hatası. Okuduysanız Empati'de etrafındaki insanların duygularını emen tipi hatırlarsınız. Bir lanet gibi. Benim çocuğum bile yok! Çocuğu olan arkadaşlarımın da benden sakin izleyeceklerine eminim filmi. Başımı koltuğun kenarına dayadım ve sanki akan burnum yetmiyormuş gibi bütün film boyunca göz yaşı döktüm. 
Bana biri filmi böyle tarif etse mümkün değil izlemezdim. Ama dedim ya filmde insanı rahatlatan bir şey var. Belki de Nicole Kidman'ın sürekli tıkıt tıkır mutfakta bir şeyler yapması evde dolanan anne huzurunu veriyor. Ya da Aaron Eckhart'ın güven veren gülümsemesine güvenip, karısını sonsuza kadar seveceğine inanıyorsunuz. Kime sorsanız, hangi coğrafyaya gitseniz en büyük acı evlat acısıdır. Film bittikten sonra içinize bir rahatlama geliyor. "En acısı bu" diye düşünüyorsunuz, "ve bununla bile yaşamak öğreniliyorsa, hayatta korkacak ne var?"

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Çevir/Translate

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...