12 Ekim 2011 Çarşamba

Equilibrium'dan unutulmaz iki sahne

Dün bir arkadaşımla Equilibrium'dan söz ettik. Hatta önce ikimiz birden adını hatırlayamadığımızdan "hani böyle prozac alıyorlardı da bir de kılıçlarla birbirlerini kesiyorlardı" gibi, filmi izlememiş diğer arkadaşın bu kadar beğenmiş olmamıza anlam veremeyeceği cümleler kurduk. Aslında Christian Bale'in de adını unutup, sanki unuttuğumuz adı değil de oynadığı diğer filmlermiş gibi "ya Kara Şovalye işte!... Amerikan Sapığı'nda da o oynuyordu. Makinist'te 40 kiloya düşmüştü ya!" diye heyecanla saydık. 
Equilibrium başta kolay akılda kalacak bir isim değil. Kelime anlamı "denge". Librium da Prozak türü yatıştırıcı bir ilaç. 10 yıllık bir film ama her defasında heyecanla izlenir türde. Çok sevdiğim iki sahnesinin resimlerini paylaşmak istedim. Ama bilmeyen varsa çok kısa konusunu da söylemeliyim:
Film 21. yy'da 3. Dünya Savaşı'ndan sonraki bir dönemi anlatır. Yaşanan büyük acıların, insanların kusurlu duygu ve düşünce dünyasından kaynaklandığına karar verilmiştir. Her gün sirenler çaldığında, herkesin belirlenmiş dozda yatıştırıcıyı alması gerekmektedir. Sevgi, nefret, hırs, hüzün, şehvet, öfke ve hatta merhamet tamamen bastırılır yerine yapay bir huzur konulur. İlacını almamak, sanatla uğraşmak/üretmek/saklamak, hayvan beslemek, en kısa yoldan HİSSETMEK YASAK! 1984 ve Cesur Yeni Dünya'yı anımsatan bu dünyada, yasakların en elit bekçilerinden (rahip diyorlar) John Preston, diktatörlerin düşünen insandan korkmasını haklı çıkarır şekilde tek bir fikir uğruna ilacını almayı bırakır: Özgürlük. 



Bedeni ilacın yokluğuna tepki verirken, kan-ter içinde uyanan Preston,
penceresini kaplayan filmi yırtar; güneş doğarken yağan yağmuru ve gökkuşağını görür

İsyancıların barınağını basarlar. Besledikleri köpekleri görür, anlam veremez ve hepsini öldürürler.
Bir yavru kaçar, Preston eline alıp yavru köpeğin yüzüne bakar.







2 yorum:

Çevir/Translate

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...