28 Eylül 2011 Çarşamba

Önce savaşı izliyoruz, sonra filmlerini...

Kusurlu varlıklar olduğumuzdan şüphesi olan var mı? Ara sıra bu düşünce içimi rahatlatıyor. "İnsanım ben, hata yapabilirim" diyorum; omzumdan biraz yük atıyorum. Ama bu inanç bazen de geleceğe olan inancımı kaybetmeme sebep oluyor. Bu kadar yaşanmış şey, bu kadar acıdan çıkarılan sözde dersler; bu kadar dini öğreti, ruhani akım, düşünürler ve edebiyatçılar tarafından yazılmış bunca yazı... boş laf mı? Belki her nesil kendi dersini kendi almak istiyordur. Şimdilik II. Dünya Savaşı'nı anlatan bilgisayar oyunlarında boğaz kesmek eğlenceli geliyordur. 
1992 yılında doğanlar 20. yaşlarına yaklaşıyorlar. 1992-95 yıllarında Bosna-Hersek'de yaşanan savaş ve soykırım da Nisan 1992'de başlamıştı. Cirkus Columbia (2010) (Güzel Bir Hayat Düşlerken) savaşın hemen öncesinde, büyük bir özlemle ve yeni sevgilisiyle Hersek'teki küçük kasabasına dönen Divko'nun ve ailesinin yaşadıklarını anlatıyor. 20 yıl önce "koministler" iktidara gelince Almanya'ya kaçmak zorunda kalan Divko'nun eski karısını Lost'un çılgın Fransız kadını Mira Furlan oynuyor. Furlan'ın filmin başında söylediği cümleyle içim cız etti : "Yapma Savo! Yıllardır birlikte yaşıyoruz, burada (kasabada) kim kime silah çekecek"
Savaş ihtimalinin ilk konuşulmaya başladığı günlerden, yıkım ve soykırımın başladığı ana kadar geçen zamanı anlatan film Ivica Djikic romanından uyarlanmış. Yönetmen Danis Tanovic, No Man's Land (2001) ile Cannes'da Jüri Özel Ödülü'nü ve Yabancı Dilde En İyi Film Oscar'ını almıştı. Yeni öğrendiğim şey ise kendisinin aslen müzik eğitimi aldığı. Yönetmen eğitiminin sinemacılığına çok şey kattığını ifade ederken manidar bir şekilde Cirkus Columbia'da hiç müzik kullanmamış.***

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Çevir/Translate

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...