21 Eylül 2011 Çarşamba

The Fall - Düşüş

Reha Erdem, bundan bir kaç ay önce gazetelerden birinde yayınlanan röportajında Kosmos ile ilgili konuşurken, yaşama dair "her şeyi açık açık konuşsak sabaha kadar ağlarız" demişti. Kendime yakın hissetmiştim bu düşüncesini okuyunca. Bazen her şeyi açık açık konuşmak bile gerekmiyor. Öyle küçük bir an yaşıyorsunuz, bir melodiyle bir koku üst üste geliyor ya da bir filmde küçük bir çocuğun 3 saniyelik bir bakışına tanık oluyorsunuz...
Bu gece "The Fall" ı izledim. Düşüş. Lee Pace (Roy), 1920'lerin sonlarında, sessiz filmler döneminde, attan düşerek sakatlanan bir dublörü canlandırıyor. Roy hastahanede bacaklarını hissetmeden yatarken, ailesiyle portakal toplarken düşüp kolunu kırmış 5 yaşındaki Alexandria ile karşılaşıyor. Eski bir köle olan Otta, bomba uzmanı Luigi, Hintli, Mistik ve Charles Darwin ile birlikte, herkesin kendine göre yorumladığı bir masalın içine giriyorlar.
Ben de bir Dali hayranıyım.

Yönetmen "The Cell" filmiyle bilinen, aslen klip ve reklam yönetmeni olan, Hint asıllı Tarsem Singh. Gerçeküstü sahnelerin çekiminde özel efektlerin kullanılmaması düşsel etkinin dokunaklı şekilde gerçekçi olmasına sebep olmuş. Film zaman zaman canlı bir Dali tablosuna dönüşüyor. Ancak filmi özel kılan çok önemli bir şey daha var: Küçük oyuncu Catinca Untaru. Görkemli masal sahneleri, Catinca'nın canlandırdığı Alex'in sıradan sohbet sahneleri yanında neredeyse sönük kalıyor. Başlangıçta bir yanlış anlama sonucu Lee Pace'in gerçekten felç olduğunu sanan Catinca'nın konuşmalarındaki doğallıktan çok hoşlanan yönetmen, gerçeği bir müddet daha saklamaya karar vermiş.
Pan's Labyrinth'de olduğu gibi, gerçek dünyanın sorunlarıyla çocuk zihninin renkli atmosferi çatışıyor. Bazen hikaye güçlüdür, bazen anlatım. The Fall'da hikaye idare eder ancak anlatım için kesinlikle izlemeye değer.
(26 Mayıs 2010)

1 yorum:

Çevir/Translate

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...