8 Eylül 2011 Perşembe

Tavuk yakalayıcısı, Kevin!


Akşam televizyonun karşısında -babannem gibi- sebze ayıklarken, American Idol’e rastladım. David Hasselhoff’un jüri olduğu eski bir bölüm. Daha ilk elemelerdeler, beğendiklerine “bizimle Vegas’a geliyorsun” diye güzel haber veriyorlar. Acayip acayip tipler de var tabii.

Ben ilk defa bugün izledim American Idol’ü ve jürinin arkasındaki seyircilerin acımasızlığına şaşırdım. Beğenmedikleri adamın performansını bitirmesini bile beklemeden yuhalamaya başlıyorlar.

Şehirlerden birinde, bütün bekleme salonu boşalmış, tek bir aday kalmış. 35 yaşında Amerika’nın köylüsü bir adam. Tıpkı da filmlerdeki köylüler gibi ağzını yaya yaya aksanlı bir konuşması var. Şapkayı kafasına ters geçirmiş, üzerinde koca bir kazak ve bol bir kot pantolon, sahneye çıkmadan önce röportaj yapıyorlar. Kasabada yaşadığını ve orada zamanın şehre göre daha yavaş geçtiğini anlatıyor. Ben de normal bir kasaba çocuğuyum diyor. Biraz kinayeli hayatının sadeliğinden bahsediyor. “Müzikle ilgileniyorum, umarım izleyenler hoşlanırlar” diyor.  Adam böyle mütevazi ve içten olunca içimdeki babanne şaha kalktı birden “ay yazık yaa!! adamı geldiğine pişman etmeseler bari, küçük yerlerde de pek dalga geçilir böyle şeylerle tüh tüh!” diye oturduğum yerden gerilim yaşamaya başladım. 

Adam sahneye çıktığında, dakika bir gol bir, önce juri tipine bir bakıp gözlerini devirdi. Konuşmasını duyunca kadın juri kıkır kıkır gülmeye başladı. Ne iş yaptığını sordular, “bi aralar tavuk yakalıyordum” cevabını alınca bütün salon gülmeye başladı. Sahne arkasında bekleyen sunucu da “Kevin the chicken catcher” diye dalgasını geçti. Geyik çevirecek hali kalmamış juri, sonunda şarkısını söylemesini istedi.

Gerçi ben herşeye ağlarım, yapacak birşey yok, bu bir kriter olamaz. Şarkının “If tomorrow never comes” olmasının dışında, adamın şarkıyı söyleyişinde farklı bir içtenlik vardı. Sonradan jurinin de söylediği gibi, sanki şarkı söylemiyordu da şarkının hikayesini yaşıyor ve anlatıyordu. Ben elimde domates salonun ortasında, izleyenler de orda, öyle kaldık. Piers Morgan(juri) onu ilk gördüğünde nasıl önyargılı yaklaştığını söyledi. Ardından iltifatlar vs. Bir de baktım, Kevin’a Vegas megas dediler, program bitiverdi.
İnternet yokken ne yapıyormuşuz biz? Çatlardım heralde “bu adamın akıbeti n’oldu?” diye. Hemen google’dan arattım veee gözümdeki yaşlar kurumadan öğrendim ki, 2009 yılında çekilmiş bu sezonun birincisi meğer Kevin Skinner denen bu adammış. Çok sevindim diyemem, sonuçta 1 milyon doları bana vermediler.  Ama sevindim çünkü izlediğim şeyden etkilendim. Yazısını da yazdım, videosunu da buldum.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Çevir/Translate

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...